HATAY İL OLMAKTAN ÇIKTI GÖÇ YUVASI




Hatay, geçmişten günümüze farklı kültürlerin ve farklı inançların bir arada yaşadığı, birçok uygarlıklara ev sahipliği yapan,daima kardeşlik-barış ve hoşgörünün varolduğu bir kenttir Hatay. Atatürk’ün “HATAY MESELESİ BENİM ŞAHSİ MESELEMDİR” dediği bu toprak parçası Türkiye Cumhuriyeti’ne katılan son toprak parçasıdır.O günden bugüne tüm değerlerimizi korumuş,asla insanlık ve yaşantı konusunda bir bozulma yaşanmamıştır. Taki memleketimiz göçmen yuvası oluncaya dek. Onlar adına da çok büyük üzüntü duyuyorum.Kendi memleketinden çıkıp farklı ülkeye yerleşmek onlar içinde çok zor tabiki. Bulunduğun yere ayak uydurmak biraz vakit alabilir ama yıllarca sürmez .Malesef görüyorum ki ayak uyduran onlar değil biz olduk.Tüm değerlerimizi kaybettik.Artık eski Hatay değil burası.Kadınlar ve çocuklara hiçbir lafım yok.Benim sorunum eli silah tutan erkeklerin neden hala burada yaşadığı.  Memleketine sahip çıkmak yerine neden denizde, piknikte, parklarda yayıldıkları. Bayramda gitmeyi biliyorsanız o zaman sorarım size neden geri geldiniz? Yine sorarım size o zaman sizin derdiniz savaş değil…….ne? Ülkemiz dar boğazdayken, esnafımız kan ağlarken neden geri geldiniz? Esnaf iş yerlerini kapatırken bölünerek çoğalan bir Suriyeli esnafı türemiş durumda. Benim halkım aç maşallah onlar gitgide daha bi zengin. Yol boyunca Arapça tabelalar mevcut. Bazen şaşırıyorum acaba yanlış yere mi geldim, bilmeden sınırı geçtim de suriye topraklarındamıyım diyorum. Bir de bakıyorum ki arada kalmış benim eski esnafım eli yüzünde oturuyor. Evet diyorum ben doğru yerdeyim yanlışlıkla sınırı geçmemişim. Rahatsızlanıyorum hastaneye gidiyorum öncelik sırası onlar. Zaten hastanenin dörtte üçü Suriyeli hasta. Anlıyorum ki bizim hasta dahi olmamamız gerekiyor. Bakım önceliği onlar olduğu için akşama kadar beklemeye gerek yok deyip çıkıyorum. Oradan ayrılmak daha hayırlı zaten ülkemizde türeyen virüsler geçmişte olup tarihe karışmış hastalık türleri yeniden ortalığa çıktığı için neyin nasıl yayıldığına kafa yormaktan yorulduğum için hastaneden kaçar gibi çıkıyorum. Ama kaçış yok, yolda ,iş yerlerinde herhangi bir ortamda anlaşabilmek için dil bilmek lazım. Ne yazık ki anlaşamıyoruz. Onun çaresi de bulundu arkadaşlar Türkçe zor olduğu için çoğu kafa yormadı bizlere arapça kursları açıldı. Anlaşabilmemiz için. Okul desen zaten yığınlarca. Eğitim Şart… Yurtdışına giden halkımız ,oraya yerleşen halkımız bulunduğu yerin dilini öğrenirken biz misafirperver halk olarak onlarla anlaşabilmek için arapça öğreniyoruz. Kim kime ayak uyduruyor bilmiyorum ama değerlerimizin , yaşantımızın ,güvenliğimizin yok olduğu  bir yaşam sürdüğümüzü biliyorum. Kavgalar, adam yaralamalar, tecavüz, hırsızlık diz boyu. Mükafat olarak birde üniversitelerin ve kamu’ nun kapılarını da açtık onlara.Benim gencim üniversiteye girmek için çırpınıyor. Çocukların anne ve babaların psikolojileri bozuluyor. Sonuç yine olumsuz iken öncelikli Suriyeli kardeşlerimiz yerleşiyor .Hayat bu kadar güzelken neden daha çok doğurmayayım ki diyor. Birde bakıyoruz ki bizim kadınımız artık evde doğurmaya başlıyor. Çünkü doğum bölümleri dolu .Suriyeli kadınlarımızdan fırsat kalmadığı için artık yaşam felsefemiz tek çocuk.Türkiye Halk sağlığı Enstitü verilerine göre Türkiye deki Suriyeli doğum oranı Türk vatandaşlarını geçti.Dediğim gibi Tek çocuğu bir şekilde doğurup, belkiii… bakıp,okutabiliriz.Onlara sağlanan olanaklar bizde olmadığı için yaşam felsefemizi değiştirmek zorunda kaldık.Neleri değiştirmedik ki. Sınırda bulunan Reyhanlı’nın nüfusunu bile ikiye katladık.Reyhanlı nüfusu kadar Suriyeli nüfusu var.Orada halk eşit darısı diğer ilçelerimize…Atatürk’ün “HATAY MESELESİ BENİM ŞAHSİ MESELEMDİR” sözü yıllar sonrayı görmüş.Artık Hatay bizim ,hepimizin şahsi meselesidir.Ekonom için,eğitim için  ,sağlık için,Kültür için,ticaret için ,herşeyin eskisi gibi olabilmesi için meselimiz Hatay’dır.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Bu makale 21.09.2018 14:55:49 tarihinde eklenmiş ve toplam kere okunmuştur.



Okuyucu Yorumları